Yazar Rumuzu: durulay0000

 Eser Sıra Numarası: 21032023eser07


                                                        ÇELİŞKİNİN YANSIMASI

Öncelikle gerçeğin sizin için ne anlam ifade ettiğini veyahut edebileceğini sorgulayalım. Gerçek neydi? Hangi insanın lütfu? hangi insanın yasıydı? Kiminin yaralarını iade etmiş, kiminin çelişkisi olmuştu. Bazen olur ya uyuşmaz insan ruhu, çevreyle, bedeniyle, ruhuyla. Fikirlerdi hani insana insani duyguyu verdiren, fikirlerdi hani insana değerli olduğunu hissettiren. Her şey böyle başlamamış mıydı zaten? Önce fikrini beyan ettirirlerdi, sonra gerçek adı altında çeşitli yankılar salarlardı etrafa. Psikoloji açardı ellerini, teslim olurdu bu direnişe, teslim olurdu içinde yaşadığı korku zelzelesine. Sonra bunun önemini tartışırlardı sizinle, fikirlerinize pembe yalan, beyaz yalan adı altında lakap unsurları takarlardı, çelişirdiniz ya hani içinizde onlar tamda bunu isterlerdi. Lakin gene de ortada her insanın bir kendi doğrusu vardı, kabullenemediği ya da çeliştiği. Bu sorgunun devreye girdiği sıra bunun sizin için önemi de alır yerini içinizde, vicdanınızda. Benim fikrimce bir düşünce önce kalpten sonra akıl süzgecinden geçirilip çıkar gün yüzüne, duygularda vardır içinde, bu sebepten ötürüdür bendimce fikirlerle gerçeğin asırlardır bu çetin savaşı. İnsana yanılgının hazin tadıyla verdiği belirsizlik müptelalığı misali.

Yavaştan girelim isterseniz bu bahsi geçen çelişkinin bizim için önemine. İnsanoğlunun gerçeği, doğruyu bulma cabasını birazda sığınmak istediği bir liman gibi görüyorum. Uzanmak istenilen bir yorgan, ağlanmak istenilen bir omuz misali. Düşüncelerimizi o limana sığdırmak isteriz, taşarsa kendi kendini yer hapis duygular ya da zorunda bırakılır. Bir seçenek seçmek gerek olsaydı zannımca bu gerçeği kabullenmek olurdu. Fikirlerimiz başta dediğim gibi kalp süzgecinden geçirilir duygular hasarlı ve yıpranmış. Gerçek çarptırılmaya ne kadar yakın olursa olsun o bir doğru, o bir su gibi içimize işlenmeye yakındır. Aslında her insanın içinde kabullenmekten şuursuzca kaçtığı her ne varsa saklandığı gerçeklerdir aslında. Kimse bir gerçekle sıfırdan tanışmaz, yıllardır görüşülmemiş bir dostluk gibidir onların aralarındaki bağ. Düşünce bastırır duyguları, içinde doldurduğumuz bir nebze de olsa haykırabildiğimiz niceliklerdir onlar. Bir önem arz etse de bu zaten önceden içimizde bastırdığımız ya da bastıramadığımız öncüllerdir. Varsın bir birikinti gibi akıp coşsun sokaklarda, aksın ki kalmasın yüreğinde, coşsun ki hüzün kalmasın sözlerinde. Düşüncelerinden, fikirlerinden kaçtıkça sığamadı insanoğlu kendine, hep el alem safhasına koydu bendini tam da bu noktada hata yaptı aslında. Kaçtığımız ne gerçeklerdi ne de fikirler. Biz tamda kendimizden kaçmıştık bilhassa. Sorguya çekerdik kendimizi, yıpratırdık dar sokakların, dar duvarların en kuytu, en ağlak köşelerinde. Ne fikri ne de gerçeği sorgulamamak gerek bu kibir dünyasında, önceliğin kendini bilmek olsun ki ne fikirlerinle çeliş ne de çelimsiz gerçeklerle, yoksa çileler şah damarından daha yakın olur insana. Karamsarlığın ne yeridir ne sırasıdır şu vakitler herkesin gerçeği kendine göre işliyor herkesin fikriyatı da aynı görece.

Son satırlarıma yüreği elinde çarpan çocuklar gibi giriyorum. Hayatınız, hayatımız, hayatım her şeyden herkesten daha önemli olsun artık, istisnalar kaideyi bozar bazen, tavşan her dağa dargın kalmaz bazen, her kalp her insana atmaz bazen, işte bu konu da benim için aynı düzlemden. Ne gerçeği seçebilirim ne fikirlerimi eğer ki arada kalınmışsa mevzuatın derin yerinde, çelişen kararlarım değil değişen hayatımdır o yüzden önemi benim için oldukça büyük. Dilerim tüm bu sözü geçenler, tüm bu ayrım yapılmaksızın düşünülenler ibret olur bizlere veyahut bizden sonrakilere. Zaaflar bahara yolcuyken, geç olmasın vasıflar. Mevlâna Celaleddin Rumi’nin sözleri kulaklarımda çınlıyor ‘Gel, gel ne olursan ol yine gel.’ Unutmayın bu sözleri, bendinizi aşan yollara sımsıkı sarılın, kavuşmaya kanadı kırık güvercinlerden başlayın. Haydi bu sefer siz sağlıcakla kalın...

 

önceki eser / sonraki eser

Bu blogdaki popüler yayınlar

Finalist Eserler